html> YASADA " NAMUS " VAR - HERKES KORKULARIYLA YAŞAR AMA PEK AZ İNSAN KORKULARININ ÜSTÜNE GİTME CESARETİ TAŞIR - Blogcu SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!






HERKES KORKULARIYLA YAŞAR AMA PEK AZ İNSAN KORKULARININ ÜSTÜNE GİTME CESARETİ TAŞIR

23/11/2006 - YASADA " NAMUS " VAR

YASADA " NAMUS " VAR

  Rojda İldan


Geçtiğimiz haftalarda İstanbul’da Kağıthane Sadabat-1 Viyadükü altında cesedi bulunan 15 yaşındaki Naime Salma’nın öyküsü, töre gerekçesiyle işlenen namus cinayetlerini gündeme getirdi. Naime, istemediği yaşlı bir adamla evlendirildiği için Aydın’daki evinden kaçmış, ağabeyleri tarafından bulunduğunda da bunun bedelini canıyla ödemişti. Ülkemizde işlenen ve holding basınının üçüncü sayfalarına konu olan yüzlerce töre cinayetlerinden yalnızca biriydi bu. Holding basını bu kez töre cinayetleri üzerine yazı dizileri yapacak kadar bu olayı önemsedi. Ancak gerek Naime’nin öldürülmesi, gerekse benzer diğer cinayetler, bu yazı ve haberlerde birbiriyle ilgisi kurulmadan, toplumsal ve hukuki boyutları görülmeden tekilleştirilerek, “Vah vah ne yazık”tan ötesi söylenmeden işlendi.
Biz de her bir cinayet öyküsünün dramatikliğini teslim ederek, hukukun bu tür şiddet olayları karşısında kadını ne kadar koruduğunu tartışmak amacıyla, Diyarbakır’da bir korucunun tecavüzüne uğradıktan sonra aile meclisinin çıkardığı karar doğrultusunda öldürülen 14 yaşındaki Nejla Akdeniz’in avukatı Şehnaz Turan ile görüştük. Töreler ve bu konudaki yasal düzenlemeleri bizlere aktaran Turan, kadının şiddetten korunmasına yönelik özel bir düzenleme olmadığını belirtti.
Namus cinayetleriyle ilgili davalarda töreler “ağır tahrik” kapsamında indirim sebebi sayılıyor. Türk Ceza Yasası’nda bu konuyla ilgili düzenlemeler nedir?
TCK’da namus tahrikiyle işlenen cinayetlerde “namus tahriki” indirim sebebi olarak görülüyor. Üçte ikiye kadar da indirim uygulanabiliyor. 20 sene hapis cezası üçte ikiye kadar indirilebiliyor. Bu, cezanın yok olması gibi bir şey. Suçlu çok az bir süre yatıyor. Bu da kanun koyucunun mentalitesinin namus kavramını kabul ettiğini gösteriyor ilk önce. Kanun koyucu toplumda var olan sosyolojik bir durumu kabul ediyor ve bunu yasasına geçirip cezada indirim yapıyor.
Böyle bir davaya baktınız mı? Baktıysanız nelerle karşılaştığınızı anlatabilir misiniz?
Geçen sene işlenen bir olay var. 14 yaşındaki Nejla Akdeniz’e bir korucu tecavüz etti. Bu kız çocuğu hamile kaldı. Diyarbakır’da hastanede yattı, ölü bir doğum yaptı. Doğum yaptıktan sonra aile meclisi öldürülmesine karar verdi. Hastaneden çıktıktan sonra hakimden, karakoldan koruma istedik. Ama bir sonuç alamadık. Daha sonra aile meclisinin kararı doğrultusunda amca çocukları tarafından öldürüldü. Yargılama devam ediyor. Öldürenler firar etti, olayı görüntüleyen teyzesinin kızı da daha sonra tehditler üzerine ifadesini geri aldı. Aile korucubaşını jandarmaya şikâyet ettiği halde herhangi bir sonuç alınamadı. Yani şu anda davada kimse tutuklu değil.
Korunması gerekiyordu, korunmadı, sonra da öldürüldü. Öldürülmeden önce Nejla’ya sahip çıkacak, onu koruyacak bir kurum yok muydu?
Sosyal devlet ilkesi gereği devletin bu konularda bazı girişimlerde bulunması gerekiyor. Ama Diyarbakır’da kadınların sığınacakları, kendilerini koruma altında hissedecekleri bir kurum yok. Yeterli koruma da sağlanamıyor.
Peki bu durumda karar verenler yani aile meclisi hakkında bir şey yapılamıyor mu?
Bir şey yapılması için bu durumun ispat edilmesi gerekiyor. Böyle durumlarda genelde tanıklar çekindikleri için ifadelerini geri alıyorlar. İspat etmek zorlaşıyor.
Yasada kadının şiddetten korunmasına yönelik özel düzenlemeler var mı?
Özel olarak kadının korunmasına yönelik düzenleme yok. Bunlar genel hükümlere tabi. Dediğim gibi bunları ispat etmek zor oluyor. Tecavüzden ya da cinsel şiddetten sonra doktor raporuyla tespit etmek gerekiyor. Doktor bu konuda her zaman rapor vermiyor. Medikal raporlarda doktorun üzerinde bir baskı var. Kadın yaşadığı şiddeti her zaman açığa çıkaramıyor.
Namus cinayetlerinin ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu bölgelerinde yaşandığı düşünülüyor. Bu cinayetlerin bölgesel dağılımı rakamsal olarak nedir, bu konuda bilginiz var mı?
Töre ve namus cinayetlerinin genelde doğuda işlendiği tutumu yanlış bence. İstatistikler bu cinayetlerin Ege’de de, Karadeniz’de de, İç Anadolu’da da işlendiğini gösteriyor bize. Bunu belli bir bölgeye mal etmek biraz gerçekleri görmek istememek gibi geliyor bana. Sonuçta bu sosyolojik bir olgu. Namus olgusunun ön plana çıktığı, yaşama egemen olduğu toplumlarda töre cinayetleri daha yaygın görülüyor.
Son yıllarda kadın-erkek eşitliğinin sağlanmasına yönelik en yaygın hukuki tartışma Medeni Kanun Tasarısı oldu. Medeni Kanun kadar cinsiyetçi olduğu görülen Ceza Yasası ise birkaç hüküm dışında bu yönüyle gündeme gelmedi. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Medeni Kanun yasa tasarısında sanırım belli bazı düzenlemeler var. Ama bunlar tabii ki tam istediğimiz oranda değil. Yalnız şu var. Sen kanunen kadını korursun ama uygulama o yönde olmaz. Kanunda belli iyileştirmeleri yapmak sorunun çözümü değil. Sorunun çözümü bence toplumdaki iyileştirmelerin sağlanması. O toplumun üretim ilişkilerinin değişmesi, değer yargılarının gözden geçirilmesi, pazar ekonomisinin o bölgeye girmesi, feodal ilişkilerden çıkmasıyla ilgili bir konu, törenin son bulması. Kanunda bazı düzenlemeler yapmakla bu konu çözümlenmez. Bu belli bir kültür, belli bir eğitim işi. Bireyin birey olduğunu anlaması gerekiyor önce.


www.evrensel.net

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

İNSAN YAŞADIĞI SÜRECE SADECE KENDİNE AĞIR GELMEZ...HERKES KORKULARIYLA YAŞAR AMA PEK AZ İNSAN KORKULARININ ÜSTÜNE GİTME CESARETİ TAŞIR.
Customize your blog

Customize your blog

Free Hit Counter
Get a Free Hit Counter

Kategoriler

Arkadaşlarım

ciwciw
kulkedisi
otizm
dungeon dungeon
pamuk
mutlumavi
benturuncuyum
dmiray
yanlizlikbenimadim
bilis
boti
canyar
enar
tasteoflife
ahmet oğuzcan
biltir
kaybana
eglenceveyasam
hayallerdunyasi
agrimesaj
fatoscb
beydabeyda
genocide
seranat
saadetbayrifidan
romantikmeyhane