23/11/2006 - KİM ÖZLERDİ AVUÇ İÇLERİNİN KOKUSUNU

Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu
O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler , arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer .
Dayanılması o kadar da zor değildir , büyük ayrılıklar bile , en güzel yerde başlatılsaydı eğer .
Utanılacak bir şey değildir ağlamak , yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer .
Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık , çalınan birinin kalbiyse eğer .
Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer .
O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses , hiçbir zaman duyulmasaydı eğer .
Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar , kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer .
Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla , öylesine delice bakmasalardı eğer .
Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de , kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer .
Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin , son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer .
Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman , meydan savaşlarında korkular , aşkı ağır yaralamasaydı eğer .
Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman , beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer .
Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla , tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer .
O büyük, o görkemli son , ölüm bile anlamını yitirirdi , yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer .
O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar , son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer .
Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri , her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer .
Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de , dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer .
Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel , namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer .
Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi , kısacık kestirmelerin ardından , dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer .
Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de , sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer .
Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine , kulağına okunacak biri olsaydı eğer .
İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de , kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir " denmeseydi eğer .
Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar , ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer .
Issızlığa teslim olmazdı sahiller , kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer .
Sen gittikten sonra yalnız kalacağım . Yalnız kalmaktan korkmuyorum da , ya canım ellerini tutmak isterse ...
Evet Sevgili , Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu , kim uzanmak isterdi ince parmaklarına , mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer !!
CAN YÜCEL
|