html> ANLAŞILMAK MI ? ÖNEMSENMEK Mİ ? - HERKES KORKULARIYLA YAŞAR AMA PEK AZ İNSAN KORKULARININ ÜSTÜNE GİTME CESARETİ TAŞIR - Blogcu SüperTeklif'e üye ol, sen de kazan!






HERKES KORKULARIYLA YAŞAR AMA PEK AZ İNSAN KORKULARININ ÜSTÜNE GİTME CESARETİ TAŞIR

28/6/2009 - ANLAŞILMAK MI ? ÖNEMSENMEK Mİ ?

Anlaşılmak mı, Önemsenmek mi?


İnsana dair en önemli gerçeklerden bir tanesi de, başta eşleri, ebeveynleri ve arkadaşları olmak üzere, yaşamında kendisine en yakın hissettiklerinin, her nedense, bir türlü kendisini anlayamadıklarını düşünmesidir.


Aslında anlaşılmak duygusu nasıl bir şeydir? Bir insan neler yaşar ve neler hissederse anlaşıldığına inanır. Yoksa hepimiz için tam olarak anlaşılmak, hiçbir zaman mümkün olmayacak mı dersiniz? Ya da hiç olmadık bir anda, bir profesyonelin sadece "seni anlıyorum" sözcüğü karşısında, oh be sonunda beni de bir anlayan çıktı diyerek kendimizi mi kandıracağız.


Anlaşılamamak duygusu bazen öylesine bir hal alır ki! Çevrenin bizi özellikle anlamak istemediği hissine dahi dönüşebilir. İnsan yaratılışı gereği, çevresi ile birlikte yaşama eğilimindedir. Çevre O'nun bir parçası, daha doğrusu O'nun daha iyiye ve güzele yönelmesi için, olmazsa olmaz konumundaki vazgeçilmezidir. O'nun varlığı İnsanoğlu için öylesine elzemdir ki, ondan gelecek olan taktir edilmek ,sevilmek daha doğrusu önemsenmek duygusu, O'nun yaşam enerjisinin ta kendisidir. İsterseniz şapkanızı önünüze koyaraktan, samimi bir şekilde kimlerle daha çok birlikte olmaktan ve de sohbet etmekten hoşlandığınızı, geçmişe yönelik olaraktan bir bir gözden geçirin. Eminim ki çoğunluğunuzun bu soruya vereceği cevap, size daha çok değer vererek, sizi önemseyen, ve sizi daha çok dinleyerek anlamaya çalıştığını hissettiren, insanlar olacaktır. Bu sorunun cevabını ararken,bu insanların ekonomik veya sosyal konumlarının ilk planda, pekte aklınıza gelmeyeceği ise başka bir gerçektir. Diğer taraftan da aynı insana, çevresinin kendisine hissettirdiği ve de kendisinin de buna inandığı, toplum için işe yaradığı ve faydalı olduğu hisside, onu, yaşama bağlayan en önemli bağlardandır. İşte, insanı güçlü bir tutku ile hayata bağlayan bu bağ, zaman, zaman bir şekilde yaşanmak zorunda kalınan gelişmelere bağlı olarak, çözülme eğilimine girebilir. İşte bu çözülme noktasındaki durumlara, doğru zamanlarda doğru müdahalelerde bulunulmazsa, bireyin, hem kendine, hem de topluma karşı, gittikçe artan yıkıcı duyguları depreşmeye başlar. Bundan sonraki süreçte ise, kendi dışımızdaki insanların bizi anlamamak adına, sanki kendi aralarında gizli bir anlaşma yaptıklarını düşünmeye başlarız.Bu durum ise içimizdeki öfkeye ait yıkıcı gücün, kat be kat artmasına neden olur. Yani söylemek istediğim; zihindeki düşünceler ile olumlu ve olumsuz duygular arasında, çok yakın bir ilişkinin olduğudur.


Bu ruh hali içerisindeki insanın, durumunu fark eden yakınları ise, öfkeli ve üzüntülü olan insana yardım etmek adına, ona üzülmemesi gerektiğini, üzüntüsünün sağlığına zararlı olduğunu, biraz iradesini kullanaraktan kendisini toparlamaya çalışmasını ya da çıkıp temiz havada dolaşmasını öğütleyerek, iyi niyetlerinin aksine, çok büyük bir hata yapmış olurlar. Çünkü böyle bir yaklaşımdan çıkan sonuç; sanki içinde bulunduğu ruh halinden kurtulması kişinin kendi elindeymiş te, o?da bunu istemiyormuş şeklindedir. Bu şekildeki bir yaklaşım ise, insandaki anlaşılamama duygusunu, bir kat daha artırır. Sonuç olarak ta, bir birini olumsuz yönde tetikleyerek süre gidecek olan, bir kısır döngüye yol açar.


Peki böyle bir durumda ne yapmalıyız? Bu tür psikolojik sıkıntıların üstesinden gelmek için nasıl bir yol izlemeliyiz?


Her şeyden önce çocukluğumuzdan bu yana, ebeveynlerimizin ve yakınlarımızın yaşamlarından şahit olduklarımızla, zihinlerimize kazınan ve de hiç bir zaman için doğruluğunu sorgulamadığımız, doğrudan "Nasihat etme" davranışından vazgeçmeliyiz. Yani! baştan hatalı olarak kurgulanmış yaklaşımlarımızdan, kurtulmalıyız. Bunun yerine, karşımızdaki insanın neden bu duruma gelmiş olabileceğini anlamaya çalışmalıyız. Olayı tam manasıyla çözemesek bile, hiç yoksa Ona, Onu anlamaya çalıştığımızı hissettirmeliyiz. Böylesi bir yaklaşım; karşıdaki insana, daha çok değer vererek, O'nu adam yerine koyduğunuzu, Kısacası, O'nu önemsediğinizi hissettirecektir. Bu tarzdaki bir yaklaşım, sadece nasihat etmek şeklindeki anlamsız bir davranıştan, kesinlikle çok daha fazla işe yarayarak, çözüme gidebilecek olan yolu, bir şekilde aralayacaktır.


Doğrusu bir insanın karşısındakini tam manası ile anlayabilmesi mümkün değildir. Çünkü bu durum karşımızda ki insanın yaşamış olduklarını, daha önceden bizim yaşamış olmamızı gerektirir ki, bu olasılık çok küçük bir ihtimaldir. Hem bu gün karşınızdaki insanın başa çıkmakta zorlandığı söz konusu olay, sizin için kolayca başa çıkılacak bir durmda olabilir ki, bu da sizde karşıdaki insan gibi anlaşılma ihtiyacına neden olmayacak demektir. Dolaysıyla da sonuçta siz karşınızdaki insanı yine anlamamış olacaksınız.


Sonuç olarak; karşınızda ki zorlanan insana, rol gereği yapmacık olarak "Seni anlıyorum" diyeceğinize. Ona, yaşadığı olayların kendisine özgü olduğunu, sizin onun hissettiklerinin aynısını hissetmenizin mümkün olamayacağını, ancak o'nun içerisinde bulunduğu şartların ve de yaşadığı sıkıntıların kolay şeyler de olmadığını hissettiğinizi söyleyin. Arkasından da onun duygularını paylaşmak adına, yaşamakta olduğu zorlukları dinlemek istediğinizi belirtin. Açıkçası ona, onun sizin için ne kadar da önemli olduğunu hissettirin.


GÜNÜN SÖZÜ : ŞEFKATLİ OL. KARŞILAŞTIĞIN HERKES ZOR BİR MÜCADELE VERİYOR.

                                                                                                                          EFLATUN

ALINTI : YALÇIN GÜZELHAN

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

İNSAN YAŞADIĞI SÜRECE SADECE KENDİNE AĞIR GELMEZ...HERKES KORKULARIYLA YAŞAR AMA PEK AZ İNSAN KORKULARININ ÜSTÜNE GİTME CESARETİ TAŞIR.
Customize your blog

Customize your blog

Free Hit Counter
Get a Free Hit Counter

Kategoriler

Arkadaşlarım

ciwciw
kulkedisi
otizm
dungeon dungeon
pamuk
mutlumavi
benturuncuyum
dmiray
yanlizlikbenimadim
bilis
boti
canyar
enar
tasteoflife
ahmet oğuzcan
biltir
kaybana
eglenceveyasam
hayallerdunyasi
agrimesaj
fatoscb
beydabeyda
genocide
seranat
saadetbayrifidan
romantikmeyhane