10/11/2007 - YİNE 10 KASIM GELDİ
YİNE ON KASIM
Sana ne yazsam ki ben Toprağın kadar yazılanın var... Şu küçücük kuş, Şu dağ,şu taş, Şu Türk,şu beşer, Kemâl'im,Ata'm,Mustafa'm diye ağlar.
10 Kasım ah 10 Kasım... İnan Ata'm bu ağaç Yazın yeşil yapraklıydı. 10 Kasımı duydu da bir kez Yapraklarını döktü senin için. Sakarya böyle bulanık akmazdı O şerefli 22 gününden Bugüne gelinceye dek. İnan Ata'm duydu bir kere Bir kere daha duydu 10 Kasımı Eğilmez başlılar düşük başla ağlarken. Uykusuzluk değil gözümüzü yaşartan Tek göz olmuş Millet,tek göz olmuş ağlıyor Vatan. Hıçkırıklar sarmış koca dünyayı Bir Koca Türk ki âlemi içten içten ağlatan Sensin,sensin,sensin yine Ata'm.
Ah yine o 10 Kasım Biz bir kere daha öldük Sen bir kere daha dirildin tüm heybetinle, Ruh ruh parçalandın Ve girdin benliğimize bu ölüm günümüzde İki ruhlu oluverdik hepimiz Ruhumuzun biri:TÜRK Biri:KEMAL ATATÜRK.
Ata'm ! ya rüyalarımda gördüm seni Ya da Koca Tepedeki resminde seyrettim seni. Koca Tepedeki o resminde Anlıyorum,seni göremiyeceklerin kaderini düşündüğünü... Onlar da seni düşünürler Ata'm Yalnız 10 Kasımda değil Her akıla gelişte....
Seni koynunda ısıtan toprak Allah'ına ne şükürler ederdir toprak olduğuna Ve üstünde yürüyen Türk'ün Allah'a şükrederiz yüzü ak Ölümsüzlerin uykusu gibi...
10 Kasım ah 10 Kasım Neden dolandın dilime Tutuştu dilim,ağzım. Hıçkırıksız çıksa avazım Bağır bağır bağırırım, Kemâl'im,Mustafa'm,Ata'm... Sen yat uykularımın tümü senin Yalnız,toprağından toprağıma Bir zerrecik maya katam...
Alper Kürük
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/11/2007 - İÇİMİ SIZLATAN BİR YAZI
NEDEN BABA
Yıl 2020,kızım 18 , ben 47 yaşındayım...
' Baba bizim bayrağımızda sizin zamanınızda Ay-yıldız varmış . Neden şimdi haç işareti ve anlamını bilmediğim renkler var ?
2 arkadaş okulda tavan arasında eski bir atlas bulmuştuk , o atlasta gördük ; daha önce Edirne'den Kars'a kadar Türkiye toprağı imiş , şimdi neden o haritanın 1/5'ine Türkiye diyoruz?
Eskiden her mahallede 1–2 cami varken , şimdi neden her ilde bir cami var , dedem bahsetmişti daha önce ezan denen bir şey varmış , günde 5 defa camilerden okunurmuş , şimdi bu çan sesleri ne baba? Filistinlilerin zamanında topraklarını parça parça satarak İsrail'in kurulmasına sebep olduklarını hiç mi bir yerde okumadınız da, topraklarımızı sattırıp şimdi bu ufacık alana bizi hapsettiniz. Siz atalarınızdan böyle mi aldınız bu toprakları, emaneti böyle mi korudunuz? Günden güne topraklarımız satılırken siz uyuyor muydunuz baba? Baba küçükken herkesin beni Ayşegül diye çağırdığını hatırlar gibiyim şimdi neden bana Angel diyorlar, beni kulağıma Angel ismini ezanla sen mi söyledin? Bizim evin önünden tanklarla geçen Amerikan askerleri kim baba? Her gün bize hakaret ederek ve sizi her gördükleri yerde coplayarak demokrasi mi getirdiler baba? Bize okulda demokrasinin tanımını daha farklı öğrettiler sanki . Elime geçen gün bir kitap geçti baba , senin gençliğinden kalan . Biz Ankara'ya taşınmazdan önce memleketimizin ismi Gaziantep'miş ve 6317 şehit vererek 'Gazi ' lik ünvanını kazanmış. Neden şimdi oraya kürdistan diyorlar baba ? Baba hani sizlere kürtlerle Türkler kardeştir demişler , peki kardeşlerim neden bizi öldürüp ülkemizde ayrı devlet kurdular ?
Baba o kitapta ATATÜRK diye birinden de bahsetmişti . O her kimse 1933'te Bursa'da bir nutuk vermiş , ben şimdi bile ne kastettiğini anlayabiliyorken , sizin gençliğiniz bu kadar mı cahildi de ; o uyarıları dikkate almadınız . Şimdiki kürdistan toprağında yer alan Süleymaniye'de askerimizin başına çuval geçirmişler ve sen o dönemde gençtin , hiç mi kanın donmadı baba ? Neden hesap sormadınız bunları görmezden gelen yöneticilerinize ? O az önce bahsettiğim ATATÜRK size bir hitabe yazmış ve sizi hain yöneticilere ve uşaklara karşı uyarmış ve hitabenin sonunda da 'MUHTAÇ OLDUĞUN KUDRET DAMARLARINDAKİ ASİL KANDA MEVCUTTUR .'demiş. Baba kanınız o kadar bozuk mu ki ülkemizi bu hale getirenlerin yakasına yapışmadınız ! Baba Türkiyeli ne demek ? biz Türk çocuğu değil miyiz, soyumuz belli değil mi bizim, o kitapta okumuştum 'Ne mutlu Türküm diyene' yazıyordu. Peki, baba ben neden mutlu değilim. Türküm demek suçsa ve kötü bir şeyse siz eskiden neden söylerdiniz ? Baba biz Kurtuluş Savaşı denen bir şey yaşamışız, kitaba göre dünyanın gördüğü en şanlı savaşmış ve o savaşta 4 milyon şehit vermişiz. Madem bu vatandan bu kadar kolay vazgeçecektiniz de neden o kadar şehit verdiniz ? Hiç mi kitap okumadınız ? hiç mi sizi uyaran olmadı ? hiç mi göremediniz ülkemizin peşkeş çekildiğini ? eğer farkında olduysanız ve duygusuzca evinizde oturduysanız sizin o hainlerden ne farkınız kaldı . Allah'ın huzuruna hangi yüzle çıkacaksınız baba ? ' Vatan sevgisi imandandır ' diyen bir hadis varken hadi diyelim ki Türklüğünüzden vazgeçtiniz bari İslam'ın emrine uysaydınız. Senin eski cd'lerden dinledim baba, bizim de bir İstiklal Marşı'mız varmış, o marşı yanlızca körü körüne mi ezberlediniz ? Atalarımız sizi her fırsatta uyarmış , demiş ki 'Ey Türk titre ve kendine dön . ' Baba ne zaman titreyeceksiniz, Ankara'yı da kaybettikten sonra mı? Bundan 13 yıl önce titremediyseniz eğer artık hiç bir şey titretemez sizi . Baba sen son bağımsız olan Türkiye Cumhuriyetini gördün . ' Ya devlet başa , ya kuzgun leşe ' diyebilecek bir Hasan Tahsin, bir Şehit Şahin, bir Sütçü İmam yok muydu aranızda ? Yazıklar olsun baba sizin gençliğinize! Bu günleri göreceğime hiç doğmasaydım baba ! Türklüğünüzden utanmadınız hiç olmazsa insanlığınızdan utansaydınız baba ! Bu vatan göz göre göre altınızdan kayarken hiç olmazsa ŞEREFİNİZLE ÖLEMEDİNİZ Mİ?
*****************************
BİR ARKADAŞIMIN BANA GÖNDERDİĞİ BİR YAZI VE İNŞALLAH HİÇ GERÇEK OLMAMASINI DİLEDİĞİM BİR DİYALOG.........
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
29/10/2007 - 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN !

ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABESİ
Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni, bu hazineden, mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî, bedhahların olacaktır. Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerait, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasî emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr u zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asîl kanda, mevcuttur!
 Mustafa Kemal ATATÜRK
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
26/9/2007 - ATAM !
İzmir kurtulmuş, çok tatlı bir yorgunluk, Ankara'ya hareket edecekler... Trene binerler ve kompartımana çekilirler. Ertesi gün, yaveri, Atatürk’ün kompartımanının kapısını çalar. Atatürk, yorgun, bitkin bir halde kravatını yıkamaktadır. Yaveri: "Paşam bu ne hal, hiç uyumadınız herhalde; niye böylesiniz", der. "Çocuk, kompartımanıma yastıkla battaniye koymayı unutmuşsunuz, kolumu yastık yaptım ağrıdı, setremi yastık yaptım üşüdüm, uyumadım kalktım", der. Yaveri: "Aman Paşam! Birimize haber vereydiniz; hemen size bir yastıkla battaniye getirirdik", der. Ve bir ülke kurtarmaktan dönen komutan tarihi bir cevap verir: "Geç fark ettim, hepiniz en az benim kadar yorgundunuz, hiç birinize kıyamadım. Önemli olan benim uyumam değil; milletimin rahat uyuması".
ATAMIZ SAYESİNDE NE KADAR RAHAT UYUYORUZ Kİ; HALA UYANAMADIK ?
AB Uyum yasaları gereğince devlet dairelerinden Atatürk resimlerinin kaldırılmasını protesto ediyoruz! Ulusal bilincimizi yavaş yavaş yok etmelerine izin vermek istemiyorsanız;
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/11/2006 - ATAM'A

BEN SENİ İLK TANIDIĞIMDA BİR KİTABIN ÜSTÜNDE İLK SAYFADAYDI RESMİN VE
BEN 5 YAŞINDA BİR ÇOCUKTUM.
BİR KOMŞU ABLAMIN DERS KİTABIYDI O VE BEN BU KİM DİYE SORDUM .
BANA SENİ UZUN UZUN ANLATTI.O SENİN VE TÜM TÜRKİYENİN ATASI,
BÜYÜK ATATÜRK.SANA BUGÜNLERİNİ,YARINLARINI,ÖZGÜRLÜĞÜNÜ
ARMAĞAN EDEN, SEN ÖZGÜR YAŞA,ÖZGÜRCE KENDİNİ İFADE ET DİYE KENDİ
HAYATINI BU VATAN TOPRAKLARINA,MİLLETİNE ADAYAN İNSAN DEDİ.O ÇOCUK
HALİMLE SANA SAYGI DUYMAM VE SANA LAYIK OLMAM GEREKTİĞİNİ İDRAK
ETMİŞTİM.OKULA BAŞLADIĞIM SENE İLK 10 KASIMDA ÖĞRETMENİME ŞİİR OKUMAK
İSTEDİĞİMİ SÖYLEDİĞİMDE ŞAŞIRMAMIŞTI.ÇÜNKÜ BÜTÜN DEFTERLERİME,
KİTAPLARIMA SENİN EN GÜZEL RESİMLERİNİ KARTPOSTALLARDAN BULUP
YAPIŞTIRMIŞTIM.SANA OLAN HAYRANLIĞIMI BİLİYORDU.TAMAM DEDİ.
MUTLULUKTAN UÇUYORDUM.AMA NE YAZIKKİ 10 KASIMA BİR KAÇ GÜN KALA
ÇOK ŞİDDETLİ HASTALANDIM VE EVDEKİ TÜM AĞLAMALARIMA RAĞMEN
TÖRENE KATILAMADIM.AMA ONDAN SONRAKİ TÜM SENELERDE HEP SENİN
İÇİN YAZDIĞIM ŞİİRLERİMİ OKUDUM.LİSE YILLARIMDA HEP ANKARAYA
ANITKABİRE GELME HAYALİNİ KURDUM AMA BİR TÜRLÜ KISMET OLMADI.
TAKİ 1994 SENESİNDEYDİ SANIRIM ANKARA'YA GİTMEM GEREKEN BİR DURUM
OLDU.ANKARAYA İNER İNMEZ İLK İŞİM EŞYALARIMI PANSİYONA BIRAKIP ANITKABİRE
GİTMEK İÇİN YOLA ÇIKMAK OLDU.ASLANLI YOLDAN GEÇERKEN YÜREĞİM BİR BAŞKA
ÇARPIYORDU,O MUHTEŞEM İSTİRAHATGAHINI GÖRÜNCE
YERE DÜŞECEĞİM SANDIM.EVET GELMİŞTİM.ÇOCUKLUĞUMUN
ATA PAŞASI,MAVİ GÖZLÜ ASLANIN KARŞISINA ÇIKMAMA
AZ KALMIŞTI.VE BEN O MERDİVENLERİ ÇIKIP KARŞINA GELDİĞİM AN AĞLIYORDUM,
TIPKI ŞU AN BU SATIRLARI YAZARKEN OLDUĞU GİBİ.SANKİ KARŞINDA DURAN 24 YAŞINDA
GENÇ BİR KADIN DEĞİL SENİ BİR KİTABIN KAPAĞINDA GÖRÜP TANIYAN SANA ATA PAŞA
DİYEN O 5 YAŞINDAKİ KIZ ÇOCUĞUYDU.AMA KENDİMİ TUTAMIYORDUM Kİ.SANA OLAN
SEVGİMİ ANLATTIM, 3.SINIFA GİDERKEN SANA YAZDIĞIM MEKTUBU OKUDUM.VE YAKLAŞIK
2 SENE BOYUNCA ANKARAYA HER GİDİŞİMDE SANA MUTLAKA UĞRADIM.ŞİMDİ ARTIK
GELEMİYORUM AMA SENİ YÜREĞİMDE TAŞIYORUM ATA PAŞAM .
SANA YAZDIĞIM O MEKTUBU BURDAN TEKRAR YAYINLAMAK İSTİYORUM .
8 YAŞINDAKİ KIZÇOCUĞUNUN ATA PAŞASINA YAZDIĞI MEKTUP
ATA PAŞAM, SENİ TANIMAYI NE ÇOK İSTERDİM BİLİYOR MUSUN? SENİN O MAVİ
GÖZLERİNE BAKIP BANA VERDİKLERİN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM ATA PAŞAM DEMEYİ
ÇOK İSTERDİM. ÖĞRETMENİM GÖZLERİMİN RENGİNİN SENİN GÖZLERİNE BENZEDİĞİNİ
SÖYLEDİĞİ ZAMAN O KADAR MUTLU OLDUM Kİ.BEN SENİ ÇOK SEVİYORUM, SEN OLMASAN
BELKİ HÜR DOĞMA ŞANSIM OLMAZDI ONU DA BİLİYORUM.KİMSEYE SÖYLEMİYORUM AMA BEN SENİN YOKLUĞUNA ÇOK AĞLIYORUM,ÇÜNKÜ SEN OLSAYDIN HER ŞEY DAHA FARKLI OLURDU BİLİYORUM.SENİN ÇOK YÜCE BİR KOMUTAN VE DEVLET ADAMI OLDUĞUNU OKUDUM KİTAPLARDA,ÇOCUKLARI ÇOK SEVDİĞİNİDE.BU YÜZDEN BİZLERE 23 NİSANI HEDİYE ETMİŞSİN.KEŞKE SEN OLSAYDIN DA SANA SARILIP SAĞOL DİYEBİLSEYDİM.BUGÜN 10 KASIM AMA SADECE BUGÜN MÜ ANILIR ÖLDÜ DENİLENLER?YAPTIKLARINA,BIRAKTIKLARINA SAHİP ÇIKMAZKEN BUGÜN
AYAĞA KALKIP SAYGI DURUŞUNDA BULUNMAKLA MI SAYGILI OLACAĞIZ SANA ?
BÖYLE SÖYLEYİNCE ÇOK KIZIYORLAR.AMA NEDEN ATATÜRKÜN İLKELERİNİ
BİLMİYORSUNUZ DEDİĞİMDE SUSUYORLAR.BEN DAHA KÜÇÜKMÜŞÜM.
ANLAMAZMIŞIM.BEN OKULA GİDİYORUM,HEM SENİNLE İLGİLİ ÇOK KİTAP OKUYORUM
.HEM NEDEN ANLAMIYAYIM Kİ.SEN DEMEDİN Mİ TÜRK ÖĞÜN ÇALIŞ GÜVEN ...
SEN DEMEDİN Mİ BENİ ANLAMAK ARDIMDAN AĞLAMAK DEĞİLDİR DİYE.BENİ
ANLAMAK İLKELERİMİ BİLMEK,VATANINA SAHİP ÇIKMAKTIR DİYE ...
DİYORLAR Kİ ATATÜRK ÖLDÜ BUGÜN YAS GÜNÜ.BANA KIZMA EMİ ATA PAŞAM,
BEN BUNU KABUL ETMİYORUM.SENİN BİZE BIRAKTIKLARINLA YAŞARKEN
SENİ ÖLMÜŞ SAYAMAM Kİ BEN?ÖZGÜRSEM SENİN SAYENDE,TÜRKÇE OKUYUP
YAZIYORSAM,BİR VATANA VE BAYRAĞA SAHİP YAŞIYORSAM,KENDİ VATANIMDA
DOĞUYORSAM,SENİN BIRAKTIĞIN NİCE İMKÂNLARLA GELECEĞİMİ DÜŞÜNÜYORSAM
SENİN ÖLDÜĞÜNÜ NASIL KABUL EDEBİLİRİM?SEN ÖLMEDİN ATA PAŞAM, BENİM
YÜREĞİMDE BU VATANIN HER YERİNDESİN.BUGÜN YAS GÜNÜ AMA SADECE ÖLEN
BEDENİN İÇİN.DÜŞÜNCELERİN, BU VATANA, MİLLETİNE OLAN SEVGİN BENİM
YÜREĞİMDE.ATA PAŞAM DİĞER ARKADAŞLARIMI BİLEMEM AMA BEN SANA LAYIK
OLMAYA ÇALIŞACAĞIM . AĞLIYORUM DİYE KIZMA E Mİ ! YANIMDA OLMADIĞIN İÇİN,
SENİ TANIMAYI ÇOK İSTERKEN SADECE YÜREĞİMDE OLDUĞUNA AĞLIYORUM.BAK SİLDİM
GÖZLERİMİ AMA YOKLUĞUNUN YYÜREĞİMDEKİ ACISINI SİLEMEM Kİ ...
BU BENİM SENELERCE SAKLADIĞIM BİR MEKTUPTU ARKADAŞLAR, BUGÜN YİNE BİR 10 KASIMI YAŞARKENPAYLAŞMAK İSTEDİM
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/11/2006 - ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
ATATÜRK'TEN SON MEKTUP
Siz beni hâlâ anlayamadınız Ve anlamayacaksınız çağlarca da Hep tutturmuş " Yıl 1919 Mayısın 19 u " diyorsunuz Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övüyorsunuz
Mustafa Kemal'i anlamak bu değil . Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil
Bırakın o altın yaprağı artık Bırakın rahat etsin anılarda şehitler Siz bana neler yaptınız ondan haber verin Hakkından gelebildiniz mi yokluğun , sefaletin?
Mustafa kemal'i anlamak yerinde saymak değil ! Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil .
Bana muştular getirin bir daha Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı? Uzaya Türk adını Atatürk kapsülleriyle yazdınız mı?
Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil ! Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil .
Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda Hâlâ oturmuş bana On Kasımlarda ağlıyorsunuz Uyanın artık diyorum , uyanın , uyanın ! Uluslar fethine çıkıyor uzak dünyaların
Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil ! Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil .
Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız Laboratuvarlarda sabahlayın , kahvelerde değil Bilim ağartsın saçlarınızı kitaplar Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar
Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil ! Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil .
Demokrasiyi getirmişim size özgürlüğü Görüyorum ki hâlâ ayni yerdesiniz hiç ilerlememiş Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek dururken Hani köylerde ışık , hani bolluk , hani kaygısız gülen ?
Mustafa Kemal'i anlamak itişmek değil ! Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil .
Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla Bilime , sanata varılmaz rezil dalkavuklarla Bu vatan , bu canım vatan sizden calışmak ister Paydos övünmeye , paydos avunmaya , yeter yeter
Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil ! Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil .
HALİM YAĞCIOĞLU
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/11/2006 - 10 KASIM TÜRKÜSÜ
|
10 KASIM TÜRKÜSÜ
Atatürk ! Anıtkabir devrimlerini söyler , Bozkır ovalarına , Erciyes'e , Ağrı'ya , Ulusun egemen olduğunu Özgür olduğunu Haykıracağım haykıracağım işte, Senin sustuğunca !
Yolunda yürüyeceğim Atatürk ; Ana baba oğul kız , Dere tepe bucak köy , Yeryüzü yaşamalarımla değil Oralarda, Senin gittiğince !
Atatürk , taşıyacağım Çanakkale'de , Sakarya'da , Çankaya'da , al al , Senin taşıdığını ; Yurdun gök ülküsü Dalgalanırken , Senin bayrağını yücelteceğim . Senin çıktığınca .
F. Hüsnü DAĞLARCA |
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/11/2006 - DEDİLER

ATANIN YATTIĞI YER
DEDİLER
BUGÜN GÖKTE UÇAN KUŞLAR KANATLARINI SARDILAR BEDENLERİNE
TÜM ÇİÇEKLER GİRDİLER TOPRAĞIN EN DERİNLERİNE
GÖKYÜZÜNDEKİ BULUTLAR BÜRÜNDÜLER BEYAZ RENKLERİNE
ATANIN ÖLDÜĞÜ GÜNDÜR BUGÜN DEDİLER .
ARDINDAN TÜM SİRENLER ÇALDI HER YIL 10 KASIM GÜNÜ
ATAYA SAYGIDA KUSUR ETMEMELİYİZ DEDİLER
SAAT 9 U 5 GEÇE TÜM TÜRKİYE SAYGI DURUŞUNDA BULUNDU
SENİN İÇİN AĞLADIKLARINI , SENİ ANDIKLARINI SÖYLEDİLER .
ŞANLI BAYRAĞIMIN AY YILDIZI KAN RENGİNE BÜRÜNDÜ
ŞEHİTLERİMİN ONURLU KANI YERDE KALDI DEDİLER
ANI DEFTERİNDEKİ YAZILAR BİR BİR YERLERE DÜŞTÜ
ATA BİZİ SİZE , SİZ TÜRK GENÇLİĞİNE HEDİYE ETMİŞTİ DEDİLER .
GÖKTE AY VE YILDIZLAR BUGÜN BANA HESAP SORDU
HANİ TÜRK CUMHURİYETİNİN GENÇLİĞİ NERDE DEDİLER ?
VATANINI KORUMAYAN , ATASINI TANIMAYAN , YOLUNDA GİTMEYEN
BU GENÇLİK İÇİN Mİ CANINI VERDİ TÜM ŞEHİTLER ? DEDİLER .
SEN YÜCE ATAM , SENİ TANIMAYAN BİR GENÇLİK HAK ETMEDİN
BAYRAĞIMDAKİ AY YILDIZ SANA LAYIK OLAMADI TÜRK GENÇLİĞİ DEDİLER
SADECE 10 KASIMLARDA 1 DAKİKA AYAKTA DURMAKLA SAYGI OLMAZ
ONU YAŞAMAKLA ONU ANLAMAKLA GÖSTERİLİR ATAYA SAYGI DEDİLER .
A....Ö....
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/11/2006 - ATAMIN İSTİRATGÂHINA DAİR
51 yaşındaki Anıtkabir'in bilinmeyenleri...

Türk milletinin kalbinin attığı yer olan Anıtkabir, bilinen siluetinin yanı sıra bilinmeyen bir çok gerçeği de 51 yıldır derinliklerinde saklıyor. Yapımı 9 yılda tamamlanan yaklaşık 150 bin ton ağırlığındaki Anıtkabir, heykellerinden süslemelerine, kulelerinden kabartmalarına kadar pek çok özel anlamlarla yüklü...
Anıtkabir Komutanlığı'ndan alınan bilgiye göre, yapımına 9 Ekim 1944'de başlanan ve 1 Eylül 1953'de tamamlanan Anıtkabir'in yerini ilk olarak Aydın Milletvekili Mithat Aydın önerdi. Ata'nın kabrinin yapımıyla ilgili komisyon Etnoğrafya Müzesi, TBMM'nin arkasındaki tepe (Kabatepe), Ankara Kalesi, Altındağ ve Gazi Orman Çiftliği seçeneklerini eleyerek tam Çankaya'da karar kılacağı sırada, Aydın Milletvekili Mithat Aydın daha sonra "Anıttepe" olarak adlandırılacak olan Rasattepe'yi önerdi.
Komisyon üyelerinin de burayı gördükten sonra Aydın'a hak vermeleri üzerine Anıtkabir'in Rasattepe'ye yapılması kararlaştırıldı. Türk milletine gömüleceği yer konusunda bir vasiyette bulunmayan Atatürk'ün yıllar önce bir gezi sırasında Rasattepe'yi gezerken ağzından dökülen "Bu tepe ne güzel bir anıt yeri..." sözleri de bugün için çok anlamlı...

Anıtkabir için 1941'de açılan yarışmaya, İkinci Dünya Savaşı'nın en çetin günleri yaşanmasına rağmen Türkiye, Almanya, İtalya, Avusturya, İsviçre, Fransa ve Çekoslovakya'dan toplam 49 proje katıldı. Ancak en çok beğenilen üç proje arasında Prof. Emin Onat ile Doç. Orhan Arda'nın "25" numaralı projesi kabul edildi.
VATAN TOPRAĞINDA YATIYOR
750 bin metrekarelik bir alan üzerinde aslanlı yol, tören meydanı, mozole ve on kuleden oluşan Anıtkabir, 907 metre yüksekte yer alıyor. Ata'nın kabri 40 tonluk yekpare mermerden yapılan sembolik lahtin yaklaşık 7 metre altındaki mezar odasında bulunuyor. Türk milletinin kalbine gömdüğü Atatürk, Selçuklu-Osmanlı kümbet mimarisine göre yapılmış sekizgen şeklindeki mezar odasında "vatan toprağında" yatıyor.
Ölümünden 15 yıl sonra Etnoğrafya Müzesi'ndeki geçici istirahatgahından Anıtkabir'e nakledilen Ata'nın naaşı, tahnit işlemi çözülerek, Suriye'deki Caber Kalesi, Kore'deki Türk şehitliği, Selanik'teki doğduğu evin bahçesi, KKTC ve illerden getirilen toprakların harmanlandığı "vatan toprağına" İslami usullere göre kefenlenerek ve yüzü kıbleye bakacak şekilde defnedildi. Ata'nın kabrinin yer aldığı mezar odasına, Genelkurmay Başkanı'nın izniyle girilebiliyor.
ASLANLARIN SIRRI
Türk milleti için kutsal değerlerle kuşatılan Anıtkabir'deki her mimari unsur ayrı bir mana taşıyor. Ata'nın kabrine ulaşan 262 metrelik Aslanlı yolun sağ ve solunda bulunan 24 aslan, "24 Oğuz boyunu" temsil ediyor. Türk kültüründe güç sembolü olduğu için seçilen aslan figürlerinin çift olması milletin "birlik ve bütünlüğünü" vurgularken, aslanların kedi gibi yatar pozisyonda olması ise bu büyük gücün "barışseverliğini" sembolize ediyor. Ziyaretçilerin de kabrin manevi atmosferine ayak uydurmaya yönlendirildiği Aslanlı yolda, taşlar Ata'nın huzuruna çıkanların "başlarının öne eğik" olması için 5 santimlik çim boşluğu bırakılarak döşenmiş. (En çok bu olay beni etkiledi; çünkü cahil bendeniz yürürken düşmemek için hep önüme baktığımdan:" ne biçim mimarmış bunlar ? Bir taşı düzgün döşetememişler diye sitem ederdim. Halbuki mimarlar o kadar ince düşünmüşler ki... cahil bendeniz anlayamamış(tı).. A G.)
 |
|
Depreme karşı dayanıklı kılmak için tıpkı bir geminin su altındaki kısmı gibi toprağın içine yerleştirilen Anıtkabir'de mozolenin iç duvar ve zemini en nadide mermerlerle kaplanırken, tavanları renkli ve altın varaklı İtalyan mozaikleriyle süslenmiş.
Milli değerleri temsil eden isimler verilen ve Selçuklu çadır mimarisinin özelliklerini yansıtan bir mimariyle yapılan 10 kule Anıtkabir'in siluetine ayrı bir değer katıyor. |
Bayrak Direği ABD'den Geldi
Anıtkabir'in diğer unsurlarında olduğu gibi bayrak direği de çok özel... Anıtkabir'in 33,5 metre uzunluğundaki bayrak direğini 1946 yılında Nazmi Cemal adlı bir Türk vatandaşı ABD'den gönderdi. 4 metresi kaidenin altında gömülü bulunan direğin 29,5 metresi görülebiliyor.
Müzedeki Eserler
Anıtkabir'deki Atatürk Müzesi de Ata'nın doldurulmuş köpeği Foks'tan tıraş takımlarına, bastonlarından aldığı çok özel hediyelere kadar özel hayatını yansıtan pek çok nadide parçaya evsahipliği yapıyor.
 |
|
Ata'nın anne ve babasının fotoğrafları, Türkiye Cumhuriyeti'nin verdiği eski yazı ve Latin harfleriyle basılmış iki nüfus cüzdanı, göğsünde taşımayı en çok sevdiği madalyalardan biri olan 1917'de Sultan V. Mehmet Reşat'ın verdiği altın imtiyaz madalyası, Sovyet Mareşali Voroshilov ve İran Şahı Pehlevi'nin hediye ettiği değerli taşlarla süslü kılıçlar ve ince bir zevkin ürünü olan saatleri dikkat çekici parçalar arasında... |
Atatürk'ün hem baston hem de tüfek olarak kullanılabilen özel silahı, manevi kızları Sabiha Gökçen ve Afet İnan'a hediye ettiği çok özel tabancaların da sergilendiği müzede, manevi kızı Rukiye Erkin'e hediye ettiği, ancak bir mercek yardımıyla okunabilen metal mahfazası içinde mini bir Kuran dikkati çekiyor.
Etiyopya Kralı'nın İlginç Çelengi
Milletvekili mazbataları ve 1927 yılında yaklaşık 5 günde okuduğu Nutuk'un orijinal metninin de yer aldığı müzede, Etiyopya Kralı Haile Selasiye'nin 1967 yılında Anıtkabir ziyaretinde mozoleye bıraktığı iki büyük gül dalıyla sembolize edilen gümüş çelenk de en ilginç parçalardan birisi...
Anıtkabir'deki Atatürk Müzesi'nde ayrıca okumaya büyük önem veren Atatürk'ün özel kitaplığında bulunan Türk ve İslam tarihi, dil, edebiyat, sosyal bilimler, bilim ve teknik konularındaki Türkçe, Osmanlıca, Fransızca, İngilizce, Almanca, Rusça, Arapça, Farsça, Slav dillerindeki toplam 3 bin 118 kitap da sergileniyor.
CEM İŞMEN VE GRUBU
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/11/2006 - ATAM
KALBİMİZDE YAŞIYORSUN 67 yıl önce bu saatlerde Türk ulusu olarak en büyüğümüzü kaybettik.Bugünün acılarımızı umuda dönüştüren yönü "Beden Atatürk'ü" kaybederken "Düşünce Atatürk'e" kavuşmuş olmamızdır.Saat 9'u 5 geçe insan ve insanlık sevgisiyle dolu,vatan sevgisiyle dolu koca bir yürek durdu.Ama saatler durmadı.Dünya dönüyordu.Gerçek olan ölümlere yas tutmak değildir.Esas olan yaşamak ve yaşatmaktır."Beden Atatürk'ü" kaybettik ama "Düşünce Atatürk'e" kavuştuk.Şimdi onun değerini iyi bilmeliyiz.Birgün Atatürk düşüncesini de kaybedersek işte o zaman 10 Kasımlar yas tutma zamanıdır. Sadece 10 Kasımlar değil hergün , hayatın her alanında O'nun düşüncelerini kendimize önder , rehber edinmeli ve ilkelerini tatbik etmeye çalışmalıyız . Bizlerin geleceğine,bu ulusun geleceğine , demokratik , laik , çağdaş yaşantısına göz koyanlar olabilir . Atatürk bu ülkenin ileriye , bilime , barışa dönük yüzüdür . Atatürkçü düşünceye sahip çıkmamız kendi geleceğimize sahip çıkmamız demektir . Değerlerini koruyamayan kurtarıcılarını unutan toplumlar köksüz ağaçlar gibi sonlarını beklerler . Geleceklerine yön veremezler . Atatürk sadece dünü kurtarmamış geleceği de kazanmıştır . Düşmanın yanı sıra köhnemiş , eskimiş ,ulusun kaderine ayakbağı olan her türlü çağdışı düşünce ve yöntemleri de yenmiştir . "Ne mutlu Türküm diyene " çağrısı ile ülke içindeki bütün unsurları iç barışa , birlik ve beraberliğe yönlendirerek millet olmayı öğretmiştir . Bugün dünya üniversitelerinde Atatürk adına kürsüler açılmış , dünya gençliğine çağdaş önder olarak sunulmaktadır . Dünyanın büyük güçleri silahsızlanmanın , dünya barışının yollarını ararken , " Yurtta sulh,cihanda sulh " seslenişi ile tüm insanlığı evrensel barışa çağırmıştır . Atatürkçülük demek çalışmak demek , insan olmak demektir . Atatürk'ü anmak demek anlamak demektir . Kişilik özellikleriyle ( vatanseverliği , milletseverliği , planlılığı , siyaset adamlığı , eğitimciliği , asker adamlığı ) ilkeleriyle , düşünce yapısıyla göstermiş olduğu ufuklara yönelmek , varmak demektir .
KALBİMİZDESİN....
|
|
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
İNSAN YAŞADIĞI SÜRECE SADECE KENDİNE AĞIR GELMEZ...HERKES KORKULARIYLA YAŞAR AMA PEK AZ İNSAN KORKULARININ ÜSTÜNE GİTME CESARETİ TAŞIR.
|