6/11/2009 - NEFES FİLMİ YORUMUDUR
Arkadaşlar bugün Nefes filmini izledim.Tek kelime ile MUHTEŞEM bir film.Çünkü vatan sevgisi,birlik,beraberlik ve kardeşçe yaşamak adına yapılımış son zamanların en güzel filmi...Ama o askerlerin öldürüldüğü,komutanın uyuyan askere Uyuma,sen uyursan herkes ölür;cenazelerinizi aileleriniz alır konuşmasını yaptığı sahnelerde ağladım.Ağlamamak elde değil ki.Vatanı sevmek,bayrağı sevmek bu kadar mı olur?diyeceğiniz çok anlar var filmde.Gerçekten gurur duydum.Emeği geçen herkesin eline,yüreğine sağlık diyorum.
Bence gidin ve sizde yorumlarınızı yazın bana.Merak ediyorum.Bakalım sizlerde benim kadar ağlayacak msınız?
Eee hadi bekliyorum.Yarın haftasonu,gidin işte.Hem Bahçelievler Metroportta sinema 6 lira(ama haftasonları aynı mı bilmiyorum).Bir arayın derim.Ama kaç lira olursa olsun bu filmi MUTLAKA SEYREDİN.....
Angelchilds
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/10/2009 - CUMHURİYETİMİZ KUTLU OLSUN

NE BU ÜLKEDE EZAN SESİ DİNECEK NE BAYRAĞIM GÖKLERDEN YERE İNECEK... VARSA BİRİ BUNU DENEMEYE CÜRET EDECEK KANIMIN SON DAMLASI BİLE VATANIM İÇİN DÖKÜLECEK......
..................................
Hangi soysuz , hangi kanı bozuk kişi kendini bilmez de konuşur?Bugünleri sağlayan,bu vatanda bu toprakta haklarını dilediğince elde eden ve yaşayan hangi insan diyebilir ki ATATÜRK kim ...Bu vatanda bu haklarla yaşamasını sağlayan,bu yolda hayatını umursamayan ve vatanı için canını veren o büyük insanı unutacak kadar soyumuzdan , şerefimizden uzaklaşmadık daha...Hiç kimse ama hiç kimse bize bugünleri,bu özgür nefesi almamız yolunda hayatını feda eden şehitlerimizi çiğneyip geçemez...Geçmeye kalkanlar şerefsizdir.Buna devletin başında olanlarda dahil....
Atamın kurduğu TBMM kapısından al renkli bayrağımı içeri sokmamak ne demektir ? Sorarım size . Siz hangi devletin adamısınız ey yukardakiler ? Hangi devletin bayrağını geri çeviriyorsunuz o kapıdan?
Daha bir kaç gün önce PKK terör örgütü mensubu 34 kişi -Kürt açılımı- için meydanlarda törenlerle , kendi bayraklarıyla karşılandı.O zaman neden demediniz bu bayrak bu devletin bayrağı değil,siz hangi devletin vatandaşısınız diye.O zaman niye sormadınız siz ne amaç için geldiniz diye...
Siz bu vatana evladını şehit veren anaların,kendisi yaşarken evladının cenazesini kaldırmak ve onun yokluğunda yaşamak zorunda kalan babaların , ailelerin,babasını tanımadan şehit çocuğu olduğunu bilerek büyüyen evlatların,kocasına doyamadan toprağa koyan eşlerinin acısını bilir misiniz?
-Ablacığım bir kaç gün sonra geleceğim,Beni sen evlendir diyen kardeşiyle son konuşması olduğunu bilmeden Kardeşim gelecek ben onu evlendireceğim diye bekleyen ablanın acısını bilir misiniz?Ben bilirim.
Şimdi onu öldürenler serbestçe gezecek ama o toprağın altında kalacak.Bu acı katlanılmaz beyler bu acı dayanılmaz...Bu yaptığınız insanlığa sığmaz.
Vatanı bölmek demek bu yaptığınız,bayrağı lekelemek...Buna hakkınız yok.Haddinizi bilin .Siz bilmezseniz , bildirecekler olacak.Bu vatanı biz kimseye satmadık,sattırmayız.Bu bayrağı kimseye bastırmadık,bastırtmayız. Sen kendini bilmez adam,sen kimsin ki buna cüret ediyorsun?Seni oturduğun koltuk kurtaramaz.Bu vatanda özgürce nefes alma sebebini bir kez daha düşün.Atatürk olmasaydı sen şimdi o koltukta oturabilecek miydin?
CUMHURİYET BU VATANIN TEMELİ VE ASLA YIKILMAYACAK.AL BAYRAĞIM GÖKYÜZÜNDE DALGALANMAYA DEVAM EDECEK. BUNU YIKMAYA HİÇ KİMSENİN GÜCÜ YETMEYECEK.....
CUMHURİYETİM DAHA NİCE YILLARA ULAŞACAK .CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN,ŞEHİTLERİMİZİN MEKÂNLARI CENNET OLSUN. RAHAT UYUSUNLAR.BU TOPRAKLAR SATILIK DEĞİL,SATTIRMAYACAĞIZ.....
AYLA
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/10/2009 - CUMHURİYET YÖNETİMİ
CUMHURİYET YÖNETİMİ
Cumhuriyetçilik Cumhuriyeti devlet rejimi olarak benimseme Cumhuriyeti fazilet rejimi olarak tanımlama değerlendirme demektir. Cumhuriyetçilik siyasi rejim olarak Cumhuriyetten hareket eder. Cumhuriyeti savunur.
Cumhuriyet terimi Arapça’da halkın sosyal hayatta söz ve karar sahibi seçkin bir grubun vasfı olan “Cumhur” kavramından alınarak devlet başkanının seçimle belirlendiği bir siyasi rejim ve devlet şekli anlamıyla dilimize yerleşmiştir.
M. Kemal Atatürk’ün tanımlamasına göre “Türk Milleti’nin tabiat ve şiarına en mutabık idare şekli Cumhuriyettir.” Çünkü Cumhuriyet milli egemenlik idealini milletin irade ve egemenliğini vatandaşın devlete devletin vatandaşa karşı hak ve vazifelerini en iyi düzenleyen yönetim şeklidir.
Cumhuriyetin en önemli özelliği olan “Milli Egemenlik”; Atatürk’ün “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” sözü ile ifadesini bulmuştur.
Cumhuriyette esas kaide mutlak surette seçimdir. Cumhuriyet en büyüğünden en küçüğüne kadar devlet hizmetlerinin hepsinde veraset usulünü mutlak surette reddeder ve bu usul yerine seçim ve tayin usulünü koyar. Cumhuriyet devlet reisliğinde yalnız veraseti değil kayd-ı hayat şartını da red eder. İktidara seçimle gelmiş olsa bile devlet reisinin ömrü boyunca reislik makamında kalması şartı Cumhuriyet rejiminin mantığı ile uyuşamaz.
Eski Türk Devletlerinde ve Osmanlı Devleti’nde devletin yönetim şekli olarak modern anlamdaki Cumhuriyete fikir ve uygulama alanında rastlamamaktayız. Ancak Eski Türk Devletlerinde Han’ın seçimle işbaşına gelmesi seçim için belli şartların mevcudiyeti Kurultayların danışma meclisi hüviyetinde görev yapması eski Türkler’in Cumhuriyetin temel yapısını teşkil eden demokratik anlayışa ne ölçüde değer verdiğini göstermektedir. Fransız İhtilali’nin bir ürünü olarak Cumhuriyet millet iradesine değer ve yer veren bir siyasi düzenin rejimi olmuştur. Osmanlı düşünürleri ve devlet adamları devleti böleceği endişesi ile Cumhuriyete muhalif olmuşlar fakat Cumhuriyet Osmanlı Devleti’nin yıkılışı ile aranılan bir rejim olmuştur.
Anayasalarımızda devletin idare şekli olan Cumhuriyet “Türkiye devleti bir Cumhuriyettir” şeklinde ifade edilirken Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik sosyal ve laik olmak üzere üç niteliğinin var olduğu görülür.
Atatürk’ü Cumhuriyete yönelten birçok sebep vardır. Bunların başlıcaları şu şekilde sıralanabilir:Atatürk’ün çok uzun bir zamandan beri Cumhuriyetin özlemini duymuş olması Atatürk’ün ve Türk Milleti’nin karakterine en uygun idare şeklinin Cumhuriyet olması Cumhuriyetin en ileri devlet ve hükümet şekli olmasıdır.
M. Kemal Atatürk değişik yer zamanlarda yaptığı konuşmalarda Cumhuriyeti şu şekilde değerlendirmektedir:
Atatürk Cumhuriyetin 10. yılını kutlarken Türk İnkılabı ve Cumhuriyeti eş anlamda kullanmıştır.
“Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir”
Atatürk 14 Ekim 1925’te İzmir Kız Öğretmen Okulu’nda yaptığı konuşmada Cumhuriyeti fazilet ve adaletle eş anlamda kullanmıştır.
“Cumhuriyet fazilet-i ahlakiyyeye müstenit bir idaredir. Cumhuriyet fazilettir. Sultanlık korku ve tehdide müstenid bir idaredir. Cumhuriyet idaresi faziletli ve namuskar insanlar yetiştirir. Sultanlık korkuya tehdide müstenid olduğu için korkak zelil sefil rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir.”
19 Haziran 1926’da İzmir suikastı teşebbüsü hakkında Anadolu Ajansı’na verdiği demeçte Cumhuriyetin sonsuza kadar yaşayacağını şu şekilde belirtmektedir.
“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebed payidar kalacaktır”
Sonuç olarak Cumhuriyet en gelişmiş ve en ileri devlet şekli olarak Türk İnkılabı’nın hem başarısı hem de gücüdür. Bu başarı ve güçte Atatürk’ün adı her zaman ve her yerde daima sevgi saygı ve minnetle anılacaktır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/10/2009 - CUMHURİYET...86 DEĞİL,NİCE 186. YILLAR YAŞANACAK
Cumhuriyet
Cumhuriyet Nedir? Cumhuriyet, başta devlet başkanı olmak üzere, devletin başlıca temel organlarının belli aralıklarla yinelenen seçimlerle göreve getirildiği bir “yönetim biçimi”dir. Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimleri, yöneticilerin göreve getirilmesinde veraset yöntemini reddetmiştir.
Cumhuriyet adı verilen yönetim biçimlerinde halk, yönetimini beğenmediği yöneticileri, belli aralıklarla yinelenen seçimlerde değiştirebilmek olanağına sahiptir.Bu nedenle yöneticiler, toplumu keyfi biçimde yönetemezler; halkın isteklerini ve beğenilerini gözönünde tutmak zorunda kalırlar. Bir başka deyişle, yöneticilerin iradesi mutlak değil, halk iradesi ile sınırlıdır.
Cumhuriyetlerde bu özellikler, yönetenleri siyasal bakımdan halka “sorumlu”duruma getirir: yönetilenleri tebaa, kul olmaktan çıkarıp vatandaşlık konumuna yüceltir.
Yönetilenler, “hükümdarlık (monarşi)” adı verilen yönetim biçimlerinde tebaa veya kul durumundadırlar.
“Tebaa” veya “kul” olmak, hükümdarın iktidarına ve tüm buyruklarına baş eğmekle yükümlü olmak demektir.
“Tebaa” veya “kul”, hiçbir zaman hükümdarın iktidarını sınırlayıcı veya denetleyici bir rol oynamaz.
“Tebaa” veya “kul” hükümdarı seçimle değiştirmek olanağına sahip olmadığı için, hükümdarın “tebaa”ya karşı hiçbir siyasal sorumluluğu da yoktur. Türkiye'de Cumhuriyet Nasıl İlân Edildi? Türkiye'de Cumhuriyet yönetimine, 29 Ekim 1923 tarihinde geçilmiştir; ancak 23 Nisan 1920 tarihinin, Cumhuriyet yönetiminin de fiilî başlangıcı olduğunu söylemek gerekir.
23 Nisan 1920'de “egemenliğin kayıtsız şartsız ulusa ait olduğu” ilân edilmiş; ulusun seçtiği TBMM'nin denetimindeki hükümet, ulusun kaderini belirlemek üzere çalışmaya başlamıştır.
Bu gelişmelere karşın, Padişahlık ve Saltanatın hukuken kaldırılması için 1922 yılına kadar beklemek gerekmiştir.
TBMM, 1 Kasım 1922 gecesi verilen bir kararla, “Halifelik”le “Saltanatı” birbirinden ayırmış; Saltanatı kaldırmıştır.
Halifeliğin ise, bir süre daha korunması uygun bulunduğu için, İngiltere'ye sığınmış olan Vahdettin'in yerine, Osmanlı Ailesi'nden Abdülmecit, Halife seçilmiştir.
Cumhuriyet'in ilânından sonra, Halife'nin, iktidar odağı haline getirilmesi için çalışmalar başlayınca, 3 Mart 1924 tarihinde de Halifelik kaldırılmıştır.
Bu aşamalardan geçilerek kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyeti, tarihimizdeki en önemli dönüşümdür.
“Hukuk devleti” ilkesinin ve “hukukun üstünlüğü” kavramının da Türkiye'de, Cumhuriyet yönetiminin getirileri arasında olduğu söylenebilir.
“Cumhuriyetçilik” Ne Demektir? Özelliklerine kısaca değindiğimiz cumhuriyet adlı yönetim biçiminin yönetime egemen kılınmasını; devlet iktidarının ve yönetiminin kişilerin, ailelerin, grupların tekeline bırakılmamasını; vatandaşların yönetime etkin bir biçimde katılmasının sağlanmasını amaçlayan anlayışa “cumhuriyetçilik” denilmektedir. Atatürk, cumhuriyetçiliği, yalnız hükümdarlık ve veraset yöntemlerinin reddi olarak anlamamış; aynı zamanda demokrasi kavramı ile birlikte düşünmüş; demokratik bir cumhuriyetçilik anlayışını benimsemiştir.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/10/2009 - MUTLAKA OKUYUN
Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir."
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
15/10/2009 - ÇOCUK PORNOSU SAPIKLIKTIR....

 şuan gördüğünüz fotoğraflar, çocuk pornosu resimlerinden sadece ikisi...
Koşmaya yeni başlamisti adimlarim
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/10/2009 - BOŞUNA
BOŞUNA……… Boşuna yağıyor yağmur… Birlikte ıslanmayacağız ki….. Boşuna bu nehir…… Çırpınıp pırpırlanması….. Kıyısında oturup göremeyeceğiz ki… Uzar uzar gider.. Boşuna yorulur yollar.. Birlikte yürüyemiyeceğiz ki.. Özlemlerde ayrılıklar da boşuna Öyle uzaklardayız.. Birlikte ağlayamayacağız ki Seviyorum seni boşuna.. Boşuna yaşıyorum Yaşamı bölüşemiyeceğiz ki …
AZİZ NESİN Sen yoksun
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/10/2009 - ÇOCUKLARIMA
ÇOCUKLARIMA Diyelim ıslık çalacaksın ıslık Sen ıslık çalınca Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes Kimse çalmamalı senin gibi güzel
Örnegin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın Senden önce kimse saymamış olmalı Senin saydığın gibi doğru ve güzel Hem dalgaları hem saymasını severek
De ki sinek avlıyorsun sinek En usta sinek avcısı olmalısın Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta Örgüt yoksa seninle başlamalı
Diyelim zindana düştün bir ip al Görmediğin yıldızları diz ipe bir bir Sonra yıldızlardan kolyeyi Düşlemindeki sevgilinin boynuna geçir
Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun Düşün düşünebildiğince üç boyutlu Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya Sanki senden önce düşünen hiç olmamış
Dalga mı geçiyor düşler mi kuruyorsun Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum Düşlerini som somut görüp şaşsınlar Böyle dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler
Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz De ki bütün işe yarayanlar İşe yaramaz sanılanlardan çıkar
AZİZ NESİN
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/10/2009 - Suavi şarkısı -Veda
VEDA
Yine yağmur yine hazan Sessizce ölür ozan Kurur ırmak kurur toprak Dökülür yeşil yaprak
Sımsıcacık gülümserdi Türkülerde gülüş idi Güle sığmaz bir kuş idi Uçup gitti sonsuzluğa
Gül yok artık dal yok artık Türkülerde söz bitti Omzundaki kuş yok artık Uçup gitti sonsuzluğa
Ben de gideceğim. Bir dalganın köpüğünde martı, Gemi direğinde yelken, Aşkın yüreğinde sevgi olacağım. Hadi bir ıslık çalın ezgisine binip gideyim Gülen bir çocuk gösterin gülüşüne gideyim Bana aşkı getirin öldürüp gideyim
Yine yağmur yine hazan Sessizce ağla çocuk Kurudu Irmakların, Emziğinde bal bitti Aşk bitti düş yitti Ağla çocuk.
Söz - Müzik: Tuncay Akdoğan
Not:Bir SUAVİ şarkısı.Benim en sevdiklerimden biri...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
22/9/2009 - UZAKTAN UZAĞA
UZAKTAN UZAĞA
Gel deniz bakışlım, sel gibi coş gel, Bana doğru köpür, bana doğru ak... Ne haberin gelir, ne mektup, ne tel; Sen benden uzakta, ben senden uzak...
Her sesi bir âh olur sînemi deler! Hasretinle neler çekmedim, neler... Aldı bizi bizden bu mesafeler Sen benden uzakta, ben senden uzak...
Ben ayna misâli, sen içimde sır; Ruhum varlığını, seninle tanır. Ah nasıl yaşanır, nasıl yaşanır? Sen benden uzakta, ben senden uzak...
Bahtım taştan katı, topraktan yalnız! Gel ey sarışınlık, gel ruhuma sız... İkiye bölünmüş sıcaklığımız; Sen benden uzakta, ben senden uzak...
Ah o şuh sarhoşluk, ah o tatlı dem! O baygın hararet, o nefes, o nem... Bu ayrılık pek çok sürer mi bilmem, Sen benden uzakta, ben senden uzak...
Ey sabah! Ey bakir aydınlık! Sükûn! Yaklaştır yüzünü, yüzüme dokun! Gökler yere değmiş, dağ dağa yakın; Sen benden uzakta ben senden uzak...
Gönül Mecnûn olmuş, kaderim Leylâ! Ne çöl var ortada, ne dağ, ne yayla... Gün güne, yıl yıla kavuştu, hâlâ Sen benden uzakta, ben senden uzak
BEKİR SITKI ERDOĞAN
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
İNSAN YAŞADIĞI SÜRECE SADECE KENDİNE AĞIR GELMEZ...HERKES KORKULARIYLA YAŞAR AMA PEK AZ İNSAN KORKULARININ ÜSTÜNE GİTME CESARETİ TAŞIR.
|